|
Zekanın Biyolojik Temelleri
Zeka ile beyin arasıda çok yakın bir ilişki vardır. Zekanın beyinde yer
aldığı kabul edilir. Bir insan beyninde 10 milyardan fazla sinir hücresi
bulunmakta, her bir hücre ortalama 10.000 hücre ile bağlantı içerisinde
çalışmaktadır. Nöron adı verilen bu sinir hücrelerinde sinyaller çok
karmaşık elektro-kimyasal olaylar zinciriyle oluşan ve sayısı saniyede
1000 taneye kadar çıkabilen titreşimler halinde iletilmektedir.
Beynin ne biçimde çalıştığı henüz çözümlenebilmiş değildir. Belleğin
işleyiş mekanizması, beyin algılama yaparken gösterdiği esneklik yeteneği
gibi konular bilim adamlarını yıllarca uğraştırmış hala da
uğraştırmaktadır.
Bir kısım bilim adamları belirli işlerden beynin belirli bölgelerindeki
hücreleri sorumlu tutarak konuya açıklama getirirken, ünlü nörolog Karl
Pribram hologram teorisini beyinle bağdaştırmak üzere yaptığı çalışmalarda
beynin çevresi hakkındaki bilgileri sınıflandırılmamış bir karmaşık düzen
içerisinde aldığı, alınan bu bilgilerin holografik, yani üst üste
bindirilmiş dalgalar ve onların girişimleriyle oluşan modele dayalı bir
biçimde kaydedildiği ve daha sonra dışarıdan gelen frekanslara göre
bilgilerin alışkın olduğumuz mekan-zaman için düzenlenerek, bilinen algı
dünyasının oluştuğunu söylemektedir.
Başa dön
|
|
Zekanın Soyaçekim ile İlgisi
Doğuştan gelen zekanın değerlendirilmesi için bilinen bir yöntem yoktur.
Kalıtımla çevre arasındaki ilişki birbirinden ayrı ve uzakta yetiştirilen
ikizlerin davranış ve başarılarının incelenmesiyle bir ölçüye kadar
belirlenebilir. Tek yumurta ikizlerinin kalıtımı, birbirlerinin aynıdır.
Doğumdan itibaren birbirlerinden farklı çevrelerde yetişen tek yumurta
ikizlerinin ve aynı evde yetişen çift yumurta ikizlerinin zeka puanlarının
karşılaştırıldığı bir araştırmada, değişik çevrelerde yetişseler bile,
kalıtımı aynı olan tek yumurta ikizlerinin zekalarının, aynı çevrede
yetişip, kalıtımları birbirinden farklı olan çift yumurta ikizlerinin
zekalarından daha çok birbirlerine benzediği ortaya çıkmıştır.
Bir başka araştırmada ise, bebek iken evlat edinilen çocukların
zekalarını, üvey anne-babalarının zekaları ve ayrıca doğal
anne-babalarının zekaları ile karşılaştırmışlar ve bu çocukların zeka
puanlarının doğal ana-babalarınkine daha çok benzediği görülmüştür. Bunun
gibi çok sayıda yapılan araştırmalar, kalıtımın zeka gelişmesinde önemli
bir rol oynadığını ortaya koymuştur.
Hata! Köprü başvurusu geçerli değil.
Başa dön
|
|
Çeşitli Zeka Alanları
Günümüzde en yaygın testler olan Stanford-Binet ve WAIS-R testlerinde zeka
ölçümü için Binet'in geliştirdiği yöntem kullanılmasına karşın, zekanın ne
olduğunun tanımlanmasında eksiklikler bulunmaktadır. Binet ekolünde zeka,
kişinin test sonuçlarında aldığı derece ile ölçülmektedir. Bu zekayı
ölçmek için pratik bir yaklaşımdır ve kişilerin performanslarını anlamaya
yöneliktir, ancak bu testler zekanın doğasını anlamak için fazla ipucu
vermezler. Araştırmacılar zekanın doğasını anlamak üzere de
çalışmaktadırlar. En çok sorulan sorulardan biri zekanın tek bir faktörden
mi yoksa bir kaç bileşenin bir araya gelmesiyle mi oluştuğudur. İlk
psikologlar, zekanın ve genel bir g-faktörü olarak adlandırılan genel bir
mental faktörden oluştuğunu varsayıyorlardı. Bu faktörün, zekanın her bir
yöndeki performansını etkilediğini varsayarak, zeka testinin bu
g-faktörünü ölçmeye yönelik olduğunu kabul ediyorlardı. Daha sonraki
araştırmacılar akıcı zeka ve kristalize zeka olmak üzere zekanın iki
çeşidi bulunduğunu öne sürdüler. Akıcı zeka, yeni problemleri ve durumları
başarıyla ele alabilme yeteneğini, kristalize zeka ise bilginin
saklanması, beceriler, akışkan zekanın kullanılması ve tecrübelerden elde
edinilen stratejileri kapsamaktadır.
Diğer bir kısım bilim adamı ise zekanın daha çok bölümlerden oluştuğunu
ileri sürmüştür. Örneğin, Howard Gardner belirli alanlarda olağandışı
başarılar sergileyen insanların yeteneklerini inceleyerek yedi değişik
zeka alanı olduğunu savunmuştur. Aşağıda açıklanan bu zeka alanlarının her
biri diğerinden bağımsız olmasına karşın, herhangi bir aktivite bu zeka
alanlarından bir kaçının aynı anda aktif hale geçirilmesiyle oluşmaktadır:
- Müziksel Zeka: Müzik alanlarındaki beceri.
- Bedensel Kinestetik Zeka: Tüm bedenin veya çeşitli bölümlerinin bir
problemin çözümünde, bir üretim veya gösteri sırasında kullanılması ile
ilgili becerilerdir; dans etme, atletizm, aktörlük, operatörlük gibi
beceriler buna örnek gösterilebilir
- Mantık-Matematik Zekası: Problem çözme ve bilişsel düşünmedeki
beceriler.
- Dilsel Zeka: Bir dilin kullanımı ve o dilde eserler üretme ile ilgili
beceriler.
- Uzaysal-Konum Zeka: Mimarların, ressamların, heykeltıraşların veya
uzay-konum durumlarını anlamadaki becerileri.
- Kişiler Arası Iletişim: Diğer kişilerle etkileşimde diğerinin ruh
halini, isteklerini, niyetlerini anlamadaki beceriler.
-
İçe yönelik Zeka: Bir kişinin iç dünyasındaki yönelimlerini anlaması,
duygularına erişebilmesi becerisidir.
Gardner'in her bir zeka alanını açıklamak üzere verdiği örnekler
arasında Yehudi Menuhin, T.S. Elliot, Anne Sullivan, Virginia Wolf gibi
ünlüler yer almaktadır.
Yehudi Menuhin San Fransisco Orkestrasının konser salonuna gizlice
sokulduğunda 3 yaşındaymış. Orada Louis Persinger'in violin çalışından
çok etkilenen Menuhin, yaş gününde bir violin alınması ve Louis
Persinger'in hocası olması için inatla direnmiş. Her ikisini de elde
eden Menuhin, 10 yaşına geldiğinde uluslararası üne sahip bir yorumcu
olmuştu.
T.S. Eliot 10 yaşındayken, Fireside adında bir magazini tek başına
çıkarmış, üç günlük bir kış tatili sırasında derginin 8 sayısını
hazırlamıştı.
Anne Sullivan sağır ve kör Helen Keller'in eğitimine başladığında bu iş,
diğer kişilerin yıllarca vaktini alacak zorluktaydı. Bu işe
girişmesinden daha iki hafta sonra büyük ilerleme kaydetti, bu süre
içerisinde vahşi bir yaratık narin bir çocuğa dönüşmüştü.Virginia Wolf
"A sketch of the Past" adlı eserinde, kendi iç yaşamına bakışın iyi bir
örneğini sergilemekte, bu eserinde çocukluğundan kalan ve olgunlaşmasına
rağmen hala şok etkisinden kurtulamadığı bir çok özel anısına yönelip,
onlara karşı tepkilerini başarılı bir biçimde açıklamaktadır.
Başa dön
|
|
Üstün Zeka Nedir?
Zeka dağılım eğrisinin bir ucunda zeka geriliği gösteren kişiler yer
alırken diğer ucunda ise üstün zekalı kişiler yer almaktadır. Toplumu
oluşturan kişilerin ancak %2'lik bir bölümü 130 ve üstündeki IQ derecesine
sahiptir. IQ derecesi 140'ın üzerine çıkıldığında bu oran % 0.2 ye
düşmektedir.
Üstün zekalıların tipik örnekleri onları sakar, utangaç, sosyal açıdan
akranlarıyla uyumsuz gibi gösterse de bir çok araştırma onların tam
tersine bir çok şeyi ortalama insandan çok daha iyi yapabilen, iyi uyumlu,
sevilen kişiler olduğunu ortaya koymuştur.
Lewis Terman tarafından yapılan ve 1920 yılında başlatılan bir çalışma
halen devam etmektedir. Bu çalışmada IQ derecesi 140'ın üzerinde olan 1500
üstün zekalı çocuktan oluşan bir grup 60 yıl boyunca düzenli aralıklarla
takip edilmektedir. Başından itibaren bu gruptaki kişiler fiziksel,
akademik ve sosyal açıdan, normal akranlarına göre daha ileride
olmuşlardır. Genellikle daha sağlıklı, daha uzun, daha ağır ve daha
kuvvetli oldukları gözlenmiş, okulda daha başarılı olmuşlar ve normal
kişilere göre daha iyi sosyal uyum sergilemişlerdir. Bütün bu avantajlar,
kariyer başarısına dönüşmüş, bu kişiler normal insanlara göre daha çok
ödül almış, daha fazla maddi gelir elde etmiş, sanat ve edebiyata daha
fazla katkıda bulunmuşlardır. Örneğin bu gruptaki kişiler 40 yaşına
geldiklerinde, toplam olarak 90 kitap, 375 oyun ve kısa hikaye, 2000
makale yazmışlar, 200 üzerinde patente imza atmışlardır. Hepsinden
önemlisi bu kişiler hayattan tatmin olduklarını diğer kişilere göre daha
fazla belirtmişlerdir.
Bu çalışma diğer yandan, üstün zekalı olmanın her zaman başarılı bir
grafik çizmeyi garantileyemeyeceğini de göstermiştir. Terman'ın incelediği
grupta bazı önemli başarısızlıklara da rastlanmıştır. Başka çalışmalardan
da anlaşıldığı üzere üstün zeka her alanda düzgün bir dağılım
göstermemektedir. Yüksek IQ derecesine sahip bir kişinin akademik
konularda ille de başarı göstermesi gerekmemekte, ancak konulardan bir
veya bir kaçında olağandışı bir üstünlük sergileyebilmektedir. Yüksek bir
IQ derecesi, her şeyde başarı anlamını kesinlikle taşımamaktadır.
Başa dön
|