Gülümse Deli Kızım!
Yıllar önce duş alırken bir hayale kaptırmıştım kendimi.Düş ülkemin ormanlarından birinde,yağmur altında çırılçıplak bir biçimde kendi çevremde dönüyor,havaya yayılan toprak kokusuyla sarhoş oluyordum.Alkol nasıl aç karnına çarparsa,toprak kokusu da beni öyle çarpıyordu.Kendi çevremde dönmem baş dönmesini daha da artırıyor,dönen başımdan yayılan imge kokusu,toprak kokusuyla bütünleşiyordu.Durduğumda bir film şeridi gibi anılarım geçmişti gözümün önünden.Kollarımı farketmiştim daha sonra.Sol kolum dünyamızın hali gibi karakol,özgür bir dünya için yazı yazmamı sağlayıp bana sarhoşluk veren sağ kolum ise alkol olmuştu.Ayaklarım gökkuşağı,gövdem ise büyük bir kalp oluvermişti. Başım büyük bir göze,saçım ise fesleğenlere dönüşüvermişti.Alkolumla fesleğenleri okşadığımda yayılan koku burnunu sızlatmıştır umarım!


Berlin’deyken kanalboyunda bir salkımsöğüt aÄŸacım vardı benim.Adını Denizkızı Eftalya koymuÅŸtum.Orada yaÅŸadığım sürece aÄŸacımı ziyaret etmeyi hiç ihmal etmedim.Bazı akÅŸamlar dostlarımla birlikte ziyaret ederdim aÄŸacımı.Üzerine çıkıp gökyüzünü seyre dalar,ÅŸaraplar içer,türküler söyler,ÅŸiirler okurduk.AÄŸacıma her sarılışımda Fazıl Hüsnü DaÄŸlarca’nın ÅŸu dizeleri gelirdi dilimin ucuna:”Bir aÄŸacın-Bir günde yazdığını-Bir ozan-Ömrü boyunca yazamaz” Cahit Sıtkı Tarancı,Yalnızlığa Dair adlı ÅŸiirinde şöyle diyordu:”Bir derdin varsa açabilirsin aÄŸaçlara-AÄŸaç yaprak verir,sır vermez rüzgara” Ben de rüzgarın özgürlük dansını duyumsamak için bir aÄŸaç gibi olmak istiyorum sevgili.Toprağın altındaki köklerimi,senin köklerinle buluÅŸturabilmek için seni arıyorum hala.Çinlilerin Ay TavÅŸanı Söylencesi geliyor aklıma.Buda’nın acı çektiÄŸi günlerin birinde,bir tavÅŸan onun karnını doyurabilmek için kendini ateÅŸe atmış.Buda da minnettar kalıp tavÅŸanın ruhunu aya göndermiÅŸ.TavÅŸan ayda abıhayat karışımını oluÅŸturan ÅŸifalı otları sihirli bir havanda dövermiÅŸ.Ben de aÄŸacımın altında seni düşünürken, içimde oluÅŸan tanımlanamaz ÅŸifalı duyguları gönlüme kokteyl yaptım deli kızım.Melih Cevdet Anday,Rahatı Kaçan AÄŸaç adlı ÅŸiirinde, “Ona bir kitap vereceÄŸim/ Rahatını kaçırmak için/Bir öğrenegörsün aÅŸkı/ AÄŸacı o vakit seyredin” diyordu.Eftalya’nın rahatını aÅŸkımızla kaçırdım sevgili.AÄŸacıma her sarılışım sana sarılışımın sıcaklığını hissettirdi bana.Cemal Süreya,Ölüm adlı iki dizelik ÅŸiirinde,”Ölüm geliyor aklıma birden ölüm/Bir aÄŸacın gövdesine sarılıyorum” demiÅŸti.Cemal Süreya dedim de bir fantezim geldi aklıma ÅŸimdi.Ursula K. Le Guin, “Fantezi iç benliÄŸin dilidir.” diyordu.İç benliÄŸimin dili seni bir çocuk parkında salıncakta sallamama yol açıyor sevgili.Sonra yanımıza 9-10 yaÅŸlarında bir ayakkabı boyacısı geliyor. “Boyayayım mı abim,ablam?” diyor.Gözlerindeki hüzün dikkatimizi çekiyor.Sana duyduÄŸum aÅŸkın yarattığı sevincin,çocuÄŸun yüzüne sinmesini saÄŸlama isteÄŸi kaplıyor içimi birden.Ayakkabılarımız boyalı,ama çocuÄŸun ayakkabılarının boyasız olduÄŸunu farkediyoruz hemen.Yanına gidip, “TeÅŸekkür ederim.Ayakkabılarımız boyalı.Ama seninkiler deÄŸil.Ben ÅŸimdi ayakkabı boyacısı olayım.Varsay ki sen de müşterisin.Ayakkabılarını boyamak istiyorum.EÄŸer kabul edersen,üç ayakkabı boyadığını varsayıp,gereken parayı vereceÄŸim sana!” diyorum.ÅžaÅŸkın ÅŸaÅŸkın bakıyor bana.İnanası gelmiyor.ÇocuÄŸun taburesine oturup, “Haydi gel çekinme!” diyorum.Utana sıkıla geliyor ayakkabı sandığının başına.Büyük bir zevkle boyuyorum ayakkabılarını.Daha sonra üç ayakkabı boyama parasını tutuÅŸturuyorum eline.Saçını okÅŸuyorum,hem sen hem de ben yüzüne öpücük konduruyoruz.ÅžaÅŸkına uÄŸramış bir halde ayrılıyor yanımızdan.O andaki bana bakışın sonucunda,gönlümün gökyüzünde uçmaya baÅŸlayan kuÅŸların cıvıltıları içimi gıdıklıyor.Gözlerimi gözlerinden ayırmadan,Cemal Süreya’nın AÅŸk adlı ÅŸiirinin iki dizesini mırıldanıyorum hemen: “Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu/ İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük” Bunun üzerine dudaklarımı öpücüklerinle iÅŸgal etmeyi ihmal etmiyorsun.Her öpüşmemizle,öpmeler denizinde sarhoÅŸ gemi gibi hissediyoruz kendimizi.Gün gelir de karşılaşırsak gül yerine bir maydanoz demeti hediye etmek istiyorum sana deli kızım.Ve arkasından, “Maydanoz narin,ince yapılı bir bitki.Çok sevdiÄŸim ÅŸifalı otlardan biri.Benim için sevgi ve inceliÄŸin sembollerinden biri.Sana olan sevgimin ÅŸifasını,bu maydanozları afiyetle yiyerek görmelisin.Maydanoz hediye ederek,sana karşı kaba olmamak için her zaman elimden geleni yapacağımı da ilan etmiÅŸ oluyorum.” demek istiyorum.BaÅŸka bir gün Eski Yunan’da adı aÅŸkotu diye geçen ve ÅŸifalı otlardan biri olan bir tutam kekik hediye etmek istiyorum sana.Kekik hediye ettiÄŸim gün tavla maçı yapmalıyız ama.Maça baÅŸlamadan önce bahse tutuÅŸmalıyız.Kim yenilirse kekikleri yiyecek,ardından da yenen yenileni dudaklarından öpecek.Kekik kokusu öpüşmemize ayrı bir tat kazandırır sanırım.

DEVAMI GELECEK…..