Delikızım

Diyojen gündüzleyin elinde fenerle Atina sokaklarında dolaşıyormuÅŸ.Onun bu halini garipseyen birkaç kiÅŸi yanına gelmiÅŸ.İçlerinden biri, ‘Gece olsa elinde fenerle dolaÅŸmanı anlarız,ama gündüz vakti hiç fenerle dolaşır mı insan?’ demiÅŸ.Bunun üzerine Diyojen zifiri karanlıkmışçasına,onların yüzlerini zor seçiyormuşçasına feneri yukarı kaldırmış ve ‘İNSAN ARIYORUM!’ demiÅŸ. Diyojen’in fenerle insan araması gibi,ben de gönlümdeki fener sayesinde seni arıyorum hala deli kızım.Macar ÅŸair Attila Jozsef, ‘ İnsan çocuk daha,bunu biliyorum-Ama büyümek istiyor;iÅŸte bu onun deliliÄŸi.-Ebeveynleri sevgi ve akıl-Ona göz kulak olsalar bari’ diyordu.Gün gelecek ebeveynlerim sevgi ve akıl seni istemeye gelecekler sevgili.Yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir!
Yıllar önce bir rüya görmüştüm.ÇoÄŸunluÄŸun rüyasına aksakallı dede girer ya,benim rüyamda ise güleryüzlü bir nine vardı.Belki de bilinçaltımın erkek egemen topluma tepkisiydi,özbenligimin bir nine olarak rüyamda karşıma çıkması.Ninenin bana uzattığı kitabı açtığımda sayfalarının bomboÅŸ olmasının ÅŸaÅŸkınlığını yaÅŸamıştım.Bunun üzerine, “Elinde tuttuÄŸun kitap sensin ey serseri.Okuyabilmen için gönül gözünü yeniden açman gerek.Kendini aradığında onu bulacaksın ya da onu aradığında kendini bulacaksın.” demiÅŸti bana.Bu rüya hayatımın en önemli dönüm noktası,bir uyarıcı,bir aydınlanma anıydı benim için.Rüya sonrasında günlerce derin düşüncelere dalmanın sarhoÅŸluÄŸunu yaÅŸadım.Ve öyle bir an geldi ki kendimi bildim bileli derinden hissettiÄŸim esrarengiz aÅŸkın muhatabı olduÄŸunu bilmenin sevinciyle dolup taÅŸtım.Daha önceleri yaÅŸadığım nedensiz sevinçlerin,hüzünlerin kaynağını da çözmüş oldum böylece.Nerede yaÅŸadığını bilmesem de,yüzünü görmemiÅŸ olsam da bir sevgilim olduÄŸundan emindim artık.Öylesine emindim ki “deli kızım” sözü gözyaÅŸlarım gibi ömrüme bedel o eÅŸsiz ana akıvermiÅŸti dilimden.Hilmi Yavuz’un deyiÅŸiyle odam dünyadan büyük olmuÅŸtu o anda.OÄŸuz Atay,Tutunamayanlar romanında,”Tabiat,sırlarını bakmasını bilene açıklarmış.” diyordu.Ben de günü geldiÄŸinde sana aÅŸk ile baktığımda, kim bilir ne sırların akacak gönlüme!Benim için sezgisel olarak Galata Kulesi,Kızkulesi ve DikilitaÅŸ’ın çok önem arzetmesinin sırrı sende gizli belki de.Yeri gelmiÅŸken yıllardır ara sıra yazdığım “Galata Kulesi’nden Kızkulesi’ne Martı Pusulası” baÅŸlıklı kısa yazılarımdan bir ikisini seninle paylaÅŸmak istiyorum ÅŸimdi:
-Martılar uçar denizler üzerinde,denizkızım hala kayıp diye.Yunuslar tek gözleri açık uyur,denizkızım her an ortaya çıkabilir diye!
-AÅŸk neyin kısaltmasıdır?Arzu’nun ÅŸavkıdır Kamber!Ey Arzum! Gün gelecek sana Cennetim diye sesleneceÄŸim.Çünkü “Hayat cennet olacak!” sözüdür ikrarımız.Sana olan aÅŸkım sayesinde anladım ki erenlik verilen deÄŸil,varılan bir mertebedir.Dersler almak için yaÅŸamadığımızı,yaÅŸadığımız için dersler aldığımızı da özümsedim aÅŸkımız sayesinde!Dünyamızın tüm Arzu ve Kamberlerine selam olsun!
Bir anımı paylaÅŸmak istiyorum seninle ÅŸimdi:Berlin’de yaÅŸamaya baÅŸlamamın ilk haftasında gerçeklesmiÅŸti bu olay. Bir akÅŸamüstü bir arkadaşımla birlikte giyim maÄŸazasına gitmiÅŸtim.Ben giysilere göz gezdirirken,bir ara tezgahtar kadın yanıma gelip Almanca bir ÅŸeyler söyledi.Anlamadım elbette.Bir süre sonra yine yanıma gelip benzer ÅŸeyler söyledi.Bunun üzerine arkadaşım yanımıza gelip, Almanca bilmediÄŸimi,yeni geldiÄŸimi söylemiÅŸti ona.MeÄŸerse tezgahtar kadın da TürkiyeliymiÅŸ.MeÄŸerse maÄŸazayı 10 dakika içinde kapatacaklarını söylüyormuÅŸ.Tezgahtar kadın,”Almanya’ya neden geldin?” diye sordu bana.”AÅŸkımı arıyorum madam!” diye yanıt verdim.Bunun üzerine kahkaha patlattı ve “Tam da yerine gelmiÅŸsin.Gidecek baÅŸka bir yer mi bulamadın?Burada aÅŸk ne gezer yahu!Her ÅŸey mekanikleÅŸmiÅŸ burada.” demiÅŸti.Ben de bu sözüne karşılık olarak,”Sevgilimle ben izimizi kaybettik.Ama gönüllerimiz bizi önünde sonunda yeniden buluÅŸturacak.” deyip,arkasından Ömer Hayyam’dan ÅŸu rubaileri dillendirmiÅŸtim:
-Sevgili,seninle ben pergel gibiyiz
İki başımız var,bir tek bedenimiz
Ne kadar dönersem döneyim çevrende
Er geç baş başa verecek değil miyiz?
-Benim halimden haber sorarsan
Bir çift sözüm var sana yürekten
Sevginle gireceÄŸim topraÄŸa
Sevginle çıkacağım topraktan
Seni düşündükçe kendimi piramit gibi hissediyorum deli kızım! İlgimin ışığının,içime eşit dağılışına şaşakalıyorum.Seni düşünmek hayranı olduğum deniz altı yaşamda yunus olmak,bir uzaygemisiyle başka bir güneş sisteminin yaşam gezegenine yolculuğa çıkmak gibi benim için.Sensizliği yaşarken köklerimi sürekli olarak sanatın kanıyla beslemeye çalışıyorum sevgili.
Geçenlerde okuduğum Umut Lanettir adlı romanında Meltem Arıkan şöyle diyor:
“(…)Umut veya umutsuzluk gerçeklerden kaçmamızı kolaylaÅŸtırır,çünkü genellikle seçim yapmak yerine umut etmeyi ya da umutsuzluÄŸu kullanırız.Oysa yaÅŸam ve varoluÅŸ,seçim yapabilmektir.Zor olan da budur,çünkü seçim yaptığın anda artık suçlayacak bir ÅŸey bulamazsın…
(…)Kader diye düz bir geçmiÅŸ ve gelecek yoktur.Kader olasılıklar bütünüdür.KiÅŸinin yaptığı seçimler deÄŸiÅŸirse kaderi de deÄŸiÅŸir.Var olabilmiÅŸsen eÄŸer kadere inanmazsın.Seçimler,seçimlerin sonuçları ve seçimlerin sorumluluÄŸundan baÅŸka bir ÅŸey yoktur.Oysa yaÅŸamını kendi dışında bir ÅŸeylere baÄŸlayanlar zavallıdırlar,zavallı kalmaya da mahkumdurlar.Onlara bir cennet bile sunsan onlar kendilerine acıyıp cenneti cehenneme çevirmeye mecburdur.(…)”
DoÄŸru söze ne denir ! İnsanlık olarak cennet olan dünyamızı cehenneme çevirmedik mi?Sevgili Meltem Arıkan’ın dediÄŸi gibi eylemsiz umut lanettir.İnanıyorum ki gün gelecek insanlık, Tanrı’yı kendimizin dışında aramanın çıkmaz sokak olduÄŸunu anlayacaktır!Aylar önce internette güzel bir söz okumuÅŸtum:’Mutlu olmayı yarına bırakmak,karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer.Nehir asla durmaz.’ Eylemsiz umut besleyenler,yaÅŸanması gerekenleri erteleyenler,mutlu olmak için öteki dünyadan medet umanlar aldanış içindeler tabii ki.Cennet,cehennem özel mekanlar deÄŸil dünyamızın halleridir.Binlerce yıldır doÄŸaya ve kendimize yabancılaÅŸtık.DoÄŸayı katlettik acımasızca.Evrimsel gerileyiÅŸimizin sorumluluÄŸunu yüreklerimizde hissetmenin zamanıdır artık.Evrenimizdeki en geliÅŸkin enerjiler düşünce,duygu ve sezgilerimizdir.DoÄŸa yasalarının mutlak olmadığını,bu yasaların da deÄŸiÅŸebileceÄŸini hiç hesaba katmıyoruz.Evrensel sistemin iÅŸleyiÅŸini saÄŸlayan yasalar,o sistemi oluÅŸturan tüm varlıkların eÄŸilimi sonucunda oluÅŸur.Demek istediÄŸim yasalar bizlerden bağımsız deÄŸildir.Bilinç evrimi sonucunda dünyanın yeniden cennet olması mümkündür elbette.

(Devamı Gelecek)